Korkularım coşkulanıyor yeniden
Her adımımda binbir kilit ve sürgüler
Yol uzadıkça uzuyor önümde
Kaçtı kopan kayış bu defa elimden.
Hatrım sana doğru meyleder, satırlarım bıçak gibi keskin
Hiç unutmadım o bahar yeli yüzüme ilk gün gibi esti
Eski kırık bir gönüldü sesleniş misali canımdan
Artık dilemeyi dahi bıraktım tanrı katından
Şimdi saatler yorgun, susup kalmış kırgın çocuk sesi şarkılar
Bu defa çekip alsam başımı dört yanımdaki yankıdan
Sürgünler dahi memleket gibi tanıdık buradan
Buz dağının seyirlik tek yeri de sular altında
Artık korkulacak hiçbir yol kalmadı hiçbir şehir
İçimdeki sabrı binbir dert ve elemle bileyip
Sırtıma dayanan hayatı ve en keskin yanını
Bu dayanılmaz arafı yok edip bari öleceğim günü bileyim
Belirsizlik her köşemde zonklarken büyük bir hınçla
İçimdeki öfke şimdi daha ağır tunçtan
Kuşkular ve sanrı damarımda yol alırken
Yüreğime yer eden tonlarca yükteki taşlar
İçimdeki bu panayıra kalan son bir bilet
Ya bitir bu gürültüyü ya da orada yer et
Adın inanca doğru kaybolan o yolda
Kalabalıklar arasındaki tek yabancı silüet
Yorumlar