"Çünkü düşündükçe büyüyor içimde geçmişin elemi ve kederi.
Çünkü düşündükçe bir çığ gibi düşüyor üzerime her şey
Çünkü düşündükçe yüreğime bir dağ gibi çöküyor zaman
Ve olur da kesişir diye umduğumuz yollarımız bir gün kesişmezse sana yürek dolusu bir sevgim ve ihtiyacımın olduğunu hatırla" (2017,Ekim)
Bu tarihte sana yazdığım satırları bu gece okurken bin defa daha irkildim, bin defa daha mahvoldum. Ölüm henüz bizi ayırmadan bizi ayıran ölümden beter bu ayrılışın içimde yankılanan halini görmek beni çıldırttı yeniden. Benimse bu dostluğun böylesi kapkara bir lekeye dönüşeceğini kestirmişim gibi senden uzak durmaya çalışmam ve ardı ardına yediğimiz silleler. Geçmiş çelikten bir mavzer gibi kurşunlarını teker teker doğrulturken bana aklıma gelen birkaç silik anı ve tam gövdemin ortasına çakılı o bitmek bilmeyen ağrı.
İşte afilli cümlelerin süslediği leş gibi bir pişmanlıkla buradayım.
Neler neler söylemedim sana gerçi,
Neler neler yazmadım.
Diz dize oturup ağladığımız o kütüphanenin bahçesinde altında oturduğumuz ağaç bile sanki bizim derdimize dayanamayıp eğilmeye, bükülmeye ve ölmeye başladı o günden sonra.
O defterin bir sayfası koptu, o poşette sen taa bu senelere kadar taşacak bir fırtınayı götürdün evine.
Ömür boyu göğsümde taşıyacağım acının yerini ellerinle eştin önceden.
Ve ben yalan oldum turna kuşu.
En sahici tarafımı dahi bu yalanla yoğurdum.
Sen toprağa sarılı bedeninle değil, her zaman kudretinle hatırlanacaksın.
Bense korkalığımla.
Sen herkesin içine umut hareleri yayacaksın
Benimse ellerim geçmişin tortusunu silmeye çalışırken hep suçüstü yakalanacak.
Varsın olsun, o önceden beri gövdemde konuşlanan yerde şimdi çürükler, yarıklar ve barut izleri olsa da.
Varsın olsun, sen yeter ki gittiğin yerden bir gece de olsa pencereme kanat çırp.
Çünkü artık özlemine dayanamayacak bir yerdeyim.
Suçlanmaktan, hırpalanmaktan, ağrımdan, acımdan ve sensizliğimden daha ağır bu özlemin.
Seni 2012 yazında kucağıma tutuşturduğun fotoğraf albümünün arasından başka bir yerde görememek
Ses edememek, el uzatamamak,
Gün geçtikçe daha ağır geliyor.
Şimdi ise çocukluğumuzda yaptığımız gibi,
O demir kapılı okulun orada ansızın çıksan karşıma
Bu zihnimi hastane bahçelerinden, koridorlarından, odalarından, yataklarından temizlesem.
Orada bulsam seni.
Orada bulsam da bırakmasam.
Her şeye rağmen iyi ki doğdun,
20 Şubat'ın acısı içime şimdiden doğdu.

Yorumlar