HAFİFLET RÂB

Yeniden doğabilir güneş batıyor sandığın bir anda.
Ve vapurları terk edebilir limanlar.
Geçen yıllar kıvranıyorken dimağında
Döşeğine iğneler, taşlar yorganına dolar.

Yor gamını bana sen de, bir sebep ara dur.
Zaten yaşadıkça suçlanmaya alışıyorum.
Sürdükçe kahrın katran karasını ellerime,
Sürdükçe bana daha çok bulanıyorsun.

Yuttuğun kelimeler, kustuğun kurşunların peşine düşüyor, 
Ve patlıyor barut misali arka arkaya lafların.
İsabet ettikçe ufkun dar ve geniş alnına
Kana bulanıyor tanyeri yavaşça fecre kadar.

İstemezsin çünkü gecenin sürmesini sana,
Paslı ve pişmanlık kokan mavzerini.
Bir an önce bitsin, bir an önce sinsin koynuna
Annesine sığınan bir yavru gibi.

Nereden biliyorsun deme,
Ben patlayan barutlarımı, kaynayan geceye doğrulttum,
Bu yüzden yaşanmamış yıllarım bile
Turna kuşunun adıyla yoğruldu.

Yeniden tek hamleyle devriliyor kelimeler,
Zihnim daha ağır, dağ gibi demir bir bilyeden.
Hafiflet râb bu gövdemden ağır başı,
Kendimi bildim bileli hep gövdemden ağır başım.

Neden yeniden aynı şeyler zihnimde?
Neden bu gelgit en çok benim beynimde?
Neden sığınamıyorum kaçıp bu geceden?
Neden dilimde bu kadar çok neden?

Aradığım nedenlere buldukça sebep
Gördüm ki her buluş yeni bir soruya gebe.
Sordum söylemedin, sustun gizlemedin.
Ama biliyorum ki her giden acıyla döner.

Dön ve al bu dehlizden kimsesizliğe uzanan ellerimi
Bastır gözkapaklarıma geceden kurtulan şafak gibi
Ben uyku nedir unutmuş, yastık bilmez ben 
Sen sil tüm hatıraları küflü ve kanlı yaraların.












Yorumlar