Sadece yazmak istiyorum.
Sabah kalkıp yazmak.
Gece uykudan uyanıp yazmak.
Ruhumu irken, bedenimi sarsan ne varsa yazarak kusmak ve atmak istiyorum. Kendime yazarak kızmak, kendimden yazarak uzaklaşmak bir o kadar da yazarak kavuşmak istiyorum.
Fakat susuzluktan çatlayan damarlarıma bir damlayı çok görüyor kalemim.
Yazdığım her an kendimden tiksinmeme neden olan hatalarım, uç uca gelmeyen hatıralarım, cebimdeki ödünç hayatım ve her an bir uçuruma taşınacak olan zihnimin en sarp yanı yüzüme bir ahlar silsilesi olarak çarpıyor.
Bir türlü kontrolünü alamadığım şu hayatımın savruk her anında yazmak beni yola koyan bir o kadar da yoldan çıkaran tehlikeli bir iç çekiş.
Tehlikeli çünkü beni tamamıyla ele geçiren,yoğuran, biçimleyen hatta bazen üzerime kurşun gibi yağan bir silah.
Şarjörünü kendim doldurduğum ve elimden asla düşmeyen bir silah. Fakat delik deşiğim.
Aynı yerlerimden defalarca vuruluyor, yeniden doğruluyor ve yeniden vuruluyorum. Önce elimden tutup sonra beni itiyor ardından kaldırıp tekrar yuvarlıyor bir ateşin ağzına. Ömrümü bu ateş çemberinin ağzında soluyorum. Bu çemberin ağzında dönüp dolanıyorum. Kendimi bu ateş çemberinin etrafında arıyorum. O ateş önce kalbime sonra ruhuma değip beni tutuşturana dek arıyorum. Buldukça tiksiniyorum. Bu defa benlik mefhumunu satırlarda eritmek, yazdıkça kaleme dönüşmek ve sonra kağıda karışmak istiyorum.
Ben şiir yazmak değil şiirden ölmek istiyorum.
Çünkü yazmaktan başka bir intihar çeşidi bilmiyorum.
Sabah kalkıp yazmak.
Gece uykudan uyanıp yazmak.
Ruhumu irken, bedenimi sarsan ne varsa yazarak kusmak ve atmak istiyorum. Kendime yazarak kızmak, kendimden yazarak uzaklaşmak bir o kadar da yazarak kavuşmak istiyorum.
Fakat susuzluktan çatlayan damarlarıma bir damlayı çok görüyor kalemim.
Yazdığım her an kendimden tiksinmeme neden olan hatalarım, uç uca gelmeyen hatıralarım, cebimdeki ödünç hayatım ve her an bir uçuruma taşınacak olan zihnimin en sarp yanı yüzüme bir ahlar silsilesi olarak çarpıyor.
Bir türlü kontrolünü alamadığım şu hayatımın savruk her anında yazmak beni yola koyan bir o kadar da yoldan çıkaran tehlikeli bir iç çekiş.
Tehlikeli çünkü beni tamamıyla ele geçiren,yoğuran, biçimleyen hatta bazen üzerime kurşun gibi yağan bir silah.
Şarjörünü kendim doldurduğum ve elimden asla düşmeyen bir silah. Fakat delik deşiğim.
Aynı yerlerimden defalarca vuruluyor, yeniden doğruluyor ve yeniden vuruluyorum. Önce elimden tutup sonra beni itiyor ardından kaldırıp tekrar yuvarlıyor bir ateşin ağzına. Ömrümü bu ateş çemberinin ağzında soluyorum. Bu çemberin ağzında dönüp dolanıyorum. Kendimi bu ateş çemberinin etrafında arıyorum. O ateş önce kalbime sonra ruhuma değip beni tutuşturana dek arıyorum. Buldukça tiksiniyorum. Bu defa benlik mefhumunu satırlarda eritmek, yazdıkça kaleme dönüşmek ve sonra kağıda karışmak istiyorum.
Ben şiir yazmak değil şiirden ölmek istiyorum.
Çünkü yazmaktan başka bir intihar çeşidi bilmiyorum.

Yorumlar