İçimde
yuvarlanıp giden taşlara değiyor sesim
Ilık bir
rüzgâr yokluyor hummalı bedenimi
Geceler
yosunlu mercan gibi delerken, en derin tarafımdan
Köpüren
sulara yanaşan ağız mıydı sözlerin?
Bazen
ihtiyar gölge
Bazen
dehliziydin yüreğimde yitirdiğim şavkın
Kim bilir
hangi kalabalıklarda aradığım o esrarlı şarkı,
Seslenmeye
çalışırken sana bir kurşun cam ardından
Çarpıp yere
düşen kelimelerimi topluyorum kaçtır
Ne kuşlar
penceremde ne çiçekler
Issız ve
kurak bir çöl her satır
Harf diye
sürünüyor, boynu bükük develer.
Sen,
Tüm
kapılardan geçip sızıyorken önümdeki eşikte
Benim,
Sana açılan
bütün kollarımı
Yüzüme
vurduğun her bir hatıra her bir anı kırıyor
Talihimin
sırtındaki geçmişten.
Elim kolum
gibi büyüyordu yüreğim
Yaralarıma
sapladıkça şiirden küreği
Yazdıkça
yazasım var
Belki de bu
kürekle kazasım
Hala yerini
bulamayan seneleri
Konuşmadıkça
ses de tozlanır
Sevmedikçe
kalp de,
Ve ben
saadete meyil eden her yanımı tozlu buldum bu gece
Sesim ışık
geçirmiyor, dilim karanlıklara pusu
Bir konuşsam
neler anlatacağım,
Binbir acıyı
kusup.
Fakat sen
sustun, tozlu değildi sesin
Susan birini
duymayı senden öğrendim.
Sesin içime
bir çiğ gibi düşerken ukbadan
Sessizliğe
ses etmeyi senden öğrendim.

Yorumlar