HÂKİKİ

Bir oyunun daha son bulduğu bir günden sarsılmış bir bedenin içinden gelip geçen ne varsa anlamlandıramadan tükeneceğiz. Bir şansımız daha yok. Baş kaldırmaya dahi gücümüz yok. Sahte bir hırsla tutunuyoruz sadece hayat denilen bu yalana. Bu şehrin her sokağına bir acımızı, bir canımızı daha bırakarak ilerliyoruz sonraki acılara. Kendimizi kandırmayı umut belliyoruz kendimizce. Gelip geçen her gün omzumuza taşıyıp taşıyamayacağımızdan şüpheli ağır veballer yüklüyor. Bundandır omuzlarımızın çökmeye meyili. Derdin mi bizim arkamıza saklandığını bizim mi derdin önüne kendimizi attığımızı çözemeden sırtımızdaki sancıyla irkiliyoruz  bugüne. Yarınlar anlamını yitiriyor ama yine de yarınları dünde bırakmaktan alıkoyamıyoruz kendimizi. Yorgunuz, bir o kadar solgun. Şimdiye kazıdığının sonralara silik bir iz süreceğini bilmekten bıkkın. Adımlarımız sendelese de yürümekten vazgeçemiyoruz, çünkü herkes gözümüzün içine içine bakıyor. Küsmüyoruz hayat denilen bu kurmacaya ama barışmıyoruz da asla. Ona inanmadan ona dahil olup gidiyoruz sadece. Bazen iki parmağımızla söndürüyoruz kendi ışıklarımızı sakin kalamıyoruz hayata karşı. Her gece derde gebe, her sabah ışığa harman. Ayırt edemiyoruz var ile yok olanı. Kendimizi avutmaktan helâk olsakta elimizden başka çare gelmiyor. Bizim omuzlarımız çökmeye mahkum. Bir geceyi daha hapsetmişiz gözlerimizin altına sinmiş karanlığa. Biride tutmuyor elimizden, aydınlatmıyor karanlığımızı. Dün sırtımızı sıvazlayanların bugün aynı yeri deşmeleriyle son bulmuş hayatımız. Neler etmişizde bir değer görmemiş varlığımız. Etimizi lime lime etmek varken ihanetle koparmışlar elimizi kolumuzu. Çıkar ilişkileriyle bulanmış midemiz. Susmuşuz her şeye rağmen.  Tek gerçek olan şeyin ölüm olduğunu bilip yaşamışız nasılsa. Üstümüz başımız çamur, topumuz sönmüş olsada vazgeçmemişiz oyun oynamaktan. Yollara düşüp aramışız, aramışız da bulamamışız sevdayı. Tepe taklak olmuş düzenimiz. Sığdıramamışız günlere bir mutlu an. Yakıştıramamışız hiçbir yalanı. Düzensiz dünyanın içinde düzenli bir hayat kurmak ne kadar mümkünse o kadar içten olmuş gülüşümüz. Kimselere ait olmadan sahiplenmişiz. Özlem bize ağır gelmiş ama belkide yapmayı en iyi becerdiğimiz şey özlem duymak olmuş. Gerçek sevdayı bulma umuduyla doğrulmuşuz güne. Çünkü gün bize ancak gerçek sevdanın gölgesinde ayacak. Sevdayı bulduk mu ancak gülecek yüzümüz. Hakikatin gövdesinde dinecek yorgunluğumuz. Hakikati bulana kadar, tükendiğimiz kadar dirileceğiz bulduğumuzda. 

Yorumlar